• Manchester: Yeninin Eskiyi Yuttuğu Sokaklarda, Keep Left Günleri

    Şehirlerin olağan akışında, gökdelenler arasında kaybolmaya fırsat bulamadan tarihten bir âna ışınlanıyoruz. İnsan olmanın salt var olmak ile ilişkisini kuramadığımız her an “ne yapabilirim” dürtüsü yapılabileceklerin sonsuz alternatifinde müthiş bir yetersizlik hissine dönüşüyor. Belki de bu yüzden, -e bilmenin sonsuz alternatifinde yaşam eylemini anlamlı kılan şey, küçük anların anılara dönüşürken zihinde bıraktığı derin izlenimler. Asıl…

    Read more →

  • Liverpool: All We Need Is Love

    Müziğin ritmini yakalayan sokaklar… Sürekli tekrarlayan anlarda, anların benzerliğinden doğan güvenle kendini huzurlu ve mutlu hissedenler vardır ama ben o insanlardan değilim. Bir şeyler kendini tekrarlamaya başladığında “eyvah rutin!” alarmları çalmaya başlar ve hemen yeni bir şeylerin peşine düşerim. İnsan olmanın doğası gereği (!) sabah erken kalkmak, trafikte bir ömür geçirmek gibi zorunlu rutinleri bir…

    Read more →

  • Rüzgar Kulağıma Tarihi Fısıldıyor: Edinburgh

    Sevdiğim bir kitabın ilk sayfasında yakaladığım o heyecan, Edinburgh sokaklarında attığım her adıma eşlik ediyordu. Bir varmış bir yokmuş diye başlayan masallarda gerçek olamayacak anlara eşlik etmenin çocuksu heyecanını hâlâ anımsıyorum. Çocuk sesim kulağımda çınlıyor: “Hadi bir daha anlat, baba…” Kurşun asker, Keloğlan ve Dev Anası, Deli Dumrul ve niceleri… Bazen aslına sadık kalınan, bazen…

    Read more →

  • Londra’nın Ritmi: Düzenli Kaos

    Londra’da kalabalıkların düzenini selamlıyor ve zamanın akışına ayak uydurmayı deneyimliyoruz. Zaman kavramı üzerine düşünürken sakin, sessiz ve yavaş akan bir yaşamın kenarında durup böyle yerlerde zamanın durduğunu varsayarım; ama benim için tam tersidir. Ben her zaman kaosu bol, gürültülü ve hızlı akan bir yaşamın içinde zamanın nasıl geçtiğini anlamaya çalışırım. Şehir yaşamının ortasında doğmuş ve…

    Read more →

  • Yaşanabilir Şehirler Hayali ve Zürih Gerçeği

    Tipik şehirlerin kaosundan sıyrılıp, bambaşka bir şehir anlayışıyla tanışmak için Zürih’i selamlıyoruz… Bir şehrin yaşanabilir olması ne anlama geliyor? Yaşamak için uygun koşullar; iyi bir mimari, ulaşılabilir toplu taşıma hizmetleri, yeterli altyapı düzenlemeleri, erişilebilirlik ve düzen mi demek? Bu yaşanabilirlik kavramı, sanatsal faaliyetin her türünü ve insan doğasının bir parçası olan “sosyal” olanakları da içeriyor…

    Read more →

  • İtalya’nın Asi Çocuğu Napoli: Ev Nerede Başlar?

    İç sesim ‘Oha, burası Avrupa’da bir yer olamaz!’ derken ben onu kibar olmaya davet ediyor ve bu çok tanıdık kaosu sevdiğimi itiraf ediyorum… Yorgun, üzgün ya da sıkılmış hissettiğim anlarda sıkça söylediğim “Eve gitmek istiyorum!” cümlesindeki “ev” kelimesinin anlamını derinlemesine sorgularım. Neresi benim evim? Bu soru, seyahatlerimde daha da belirginleşir. Huzur bulduğum her yeri başka…

    Read more →

  • “Tüm Yollar Roma’ya Çıkar” Benimkiler de!

    Çocukken bir oyun oynarken başladığım, bugün iletişimin izlerini sürerken devam ettiğim yollardayım… Gladyatör savaşları, taht mücadeleleri, gücün ve ihtişamın başkenti Roma… Çocukken oynadığım ilk ve tek online oyun Travian’dı. “En güçlü ve en savaşçı” olarak Romalılar’ı seçerdim; şehrim için alarm kurar, askerlerimi düzenli olarak köyleri yağmalamaya gönderirdim. O küçük dünyamda Romalı olmak, müthiş bir güç…

    Read more →

  • Lesvos’un Özgür Mavisi

    Lesvos’un özgür mavisinde, yıldızların ve denizin arasında bambaşka bir “an”ı tanımlıyorum… Bu defa bir an’dan sesleniyorum. Tatilimin son gecesi… Lesvos’ta, masal eşlikçisi gerçeklikte bir evin balkonundayım. Karşımda Anaxos sahili geceye eşlik ediyor. Ama gecenin bir diğer eşlikçisiyle daha ilgiliyim: gökyüzünü seyre dalıyorum… Bu anlarda şehrin “yuttuğu” yıldızları izleme şerefine nail oluyorum. Kendimi Vincent van Gogh’un…

    Read more →

  • Bergen Şehir mi Yoksa Bir Düş mü?

    Gerçekle hayalin birbirine karıştığı Bergen’den ayaklarım yere basmadan ayrılıyorum… Norveç’in medeniyet seviyesini arşa çıkardığı anlara Oslo’da tanık olmanın memnuniyeti ve, kabul ediyorum, biraz da şaşkınlığı içinde Norveç’in ikinci büyük şehri Bergen’e gidiyor ve “başka türlü şehirler mümkün” gerçeğiyle yüzleşiyorum. Avrupa’da tren yolculuklarını sevmeye başladım; harika manzaralar sunan ve bir o kadar da “konforlu” bir yolculuk…

    Read more →

  • Oslo’da Medeniyetin İzleri

    Sanatın, bilimin, sessiz direnişlerin ve kahve kokan sokakların izinde… Oslo’da gerçek medeniyetle tanışıyoruz. İliklerime kadar medeniyet işlerken soğuğunda ısındığım şehir… Avrupa şehirlerinin toplumsal ve kültürel aynılığı iddiasını yerle bir ederken “düzenin de bir düzeni olduğunu” yüzüme tokat gibi çarpıyor. Medeniyetin beşiği Göbeklitepe’den başlayan bir yolculukta medeniyetin izlerini sürmek için doğrudan Norveç’e ilerleyebilirsiniz. Hepimiz “insanlık gelişti,…

    Read more →

Search the blog for more articles